Şimdi sopalarımızı saklama zamanı

Sana yenildiğim için delirmiştim. Ve tüm bunlar olurken tek bir an dahi fark etmemiştim. Eğer tek bir an dahi fark etsem belki müdahile edebilirdim. Eğer tek bir an dahi fark etsem… bilmiyorum. Ben mi istedim bu noktaya gelmeyi yoksa seçme sansım hiç olmadı mı. Aşık olmak gibi. Seçme şansım yoktu. Şimdi delirmiş bir kadınım. Uğruna delirdiğim hiç bir şeyden eser bırakmamış. Gemiler yakmış , denizler kurutmuş. 

Ama bu sefer öyle değildi. Gemilerle beraber bende batıyordum. Güçlü kadını sadece dikenlerimle beraber oynayabiliyordum. Dokunulmazlığım var sanıyordum dikenlerimi çıkartırken. Ta ki dikenlerimin aslında en çok beni yaraladığını fark edene kadar.

Mart 2019

Her zamanki gibi bir güne uyanmıştım. O zaman çok önemli olduğunu düşündüğüm sorunlarla baş ettiğim günlerden herhangi biriydi. Hayata kılıç sallamaya çalıştığım. O günün hayatımı nasıl değiştireceğini bilmeden uyandım ve işime gittim. Şimdi sorsanız o gün bunların yaşanacağını ve hayatımın çizgisinin bu kadar değişebileceğini bilsem yaşamayı tercih eder miydim bunca şeyi. İnanın hala cevabını bilmiyorum. Bazen kolumdaki babamın hediye aldığı bilekliğe bakarken görüyorum kendimi. Üstünde bir hayat ağacı var. Her dalda bambaşka yollara gittiğin bir sembol. Benim de yolum değişecekti. Güneşi gören noktaya daha kolay ulaşacağımı sanıp , dalların gölgesinde esintisinde kaybolacaktım.

Her geçen günden farksız başlamıştı ama hayatımın çizgisi değişecekti.

Sevgili kendim , sana bunları yaşatacağım için şimdiden özür diliyorum. Ama bunlar yaşanacaktı. Artık kaçınılmazdı. Nasıl yaşattıysak başkalarına benzer hüzünleri şimdi biz de yaşayacaktık. Bu dengeydi. Hayattan da istediğin zaten bu değil miydi ? Mutluluk tatlı gelmediği için harcamadık mı emeklerimizi ? Üstümüzden gömleklerimizi bu yüzden atmadık mı ?

Sevgili kendim , bizi bu yola hazırlayan çok şey olduğu gibi böylesi de hiç olmamıştı. Şimdi hiç bilmediğimiz bir yola çıkacaktık seninle. Baş etmesi , kabul etmesi zor bir yol. Tüm bildiklerimizi unutacak , tüm söylediklerimizi yutacak bir yol. Dedim ya seçme şansımız yoktu. Çünkü aşık olacaktık.

Gece saat on civarıydı. Oturduğun evin biraz ilerisindeki köşeden sağa dönmüştüm. Çıktığım yol tek yöndü. Oraya dönmekten başka seçeneğim olmadığını döndüğümde anladım. Durmamı söyledin. Durdum ve bekledim. Arabanı yüz metre arkamda bıraktın ve arabanı durdurmadan hatta kapı dahi kapatmadan attın arabadan kendini. Bana doğru hızla yürüyordun . Ya da koşuyordun .Bilmiyorum. Şimdi düşününce çok yavaş gibiydi ama çok hızlıydı. Merak etmiştim bu duruşun bu koşusun neden ? Neyi unuttuğunu düşünüyordum. Dudaklarımda seni hissedene dek.

Ve koşarak yapıştın dudaklarıma. Donup kalmıştım öylece. Onu öpmem mi yoksa ittirmem mi gerekiyordu bilmiyorum. Sarsıldığım andı bu. Sonra sarıldın bana şefkat ve sevgi ile. Teslim olduğum an da buydu. Bir kaç dakika önce ” Hiç böyle hissetmedim ” demiştin. Nasıl da aklıma gelmemişti. Nasıl da düşünememiştim bunun olma ihtimalini . Koşarak arabaya bindin. Önümden uzaklaşarak gitmeni ilk izleyişimizdi bu. Sonrasında defalarca olacaktı. Bazen öfkeli , bazen üzgün , bazen de hasretle bakacaktık arkandan.

Arabaya bindim. Kalbimin yerinden çıkacaktı. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Durduğum yerde istemsiz

gülümsedim.

Bu benim sana Hoşgeldinim di. Bu geceden sonra seninle uzun ve zorlu bir yolculuğa çıkacaktık. Beraber gülecektik , sevişecektik , sevgi dolu sarılacaktık.Ama bir yandan da güldüğümüzden çok daha fazla ağlayacaktık. Dost olacaktık. Dostluk ve aşk arasındaki dengeyi kuramayacak öfkelenecektik birbirimize. Ben sana ütü masaları fırlatacaktım mesela . Benim gülen yüzüm solacaktı. Çiçeklerimizi dökecektik beraber. Beraber yaptığımız o kısa kaçamak tatillerden getirdiğimiz tüm anılar darma duman olacaktı. Biz gibi. Hiç bir şey bırakmayacaktık bizi biz yapan.

Gülümserken bunları bilmiyordum. Hoşgelmiştin.

Arabayı çalıştırdım ve o dönüşü olmayan yoldan bende devam ettim. İçim kıpır kıpırdı. İçimdeki heyecanı , yaşadıklarımı haykıracak bir yer arıyordum. Ben yaşadıklarımı anlatırken telefonuma mesajlar geliyordu. Beni merak ediyordun !!  Nasıl yani ilişki miydi bu şimdi ? Olamazdı ki . Olmamalıydı. Ama o an bunu ne düşünebiliyor ne kontrol edebiliyordum. İyi geceler diledin bana. Yarın sabah her zaman ki gibi aynı saatte aynı yerde beni bekleyeceğini. Bir senedir aralıksız her gün aynı saatte  , aynı yerdeydik. Ama yarın farklı olacaktı. Heyecanlı olacaktık. Ne yapacağımızı bilemiyor olacaktık. Uyumuştun beki de çoktan. Ben gece saat iki de şehrinin sokaklarında heyecandan koşmak isterken belki de çoktan uyumuştun. Karının yanında ! 


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s