Gizli kapaklı sevda türküleri tuttursam da ben telli duvaklı yanıma

Yanıma korlar mı adam seni? 

Koparıp acıtmazlar mı beni? 

Nafile yanar elim dudağım 

Seni bana yar ederler mi?



Tabi ki yar etmeyeceklerdi . Neden etsinlerdi ki ? Tabi ki olmayacaktı. Ama aşktı bu. Karşı konulması güç , seçme şansının olmadığı , ilk gördüğün düz duvara belki çarpmam edası ile koştuğun ve duman olduğun aşktı. Hepimizin bildiği bir duygu. Nereden geldiğini , nasıl geldiğini anlamadığın bir şey. Ondan vazgeçmeyi değil onunla yaşamayı öğrendiğin şey.

Herkes aşkı farklı tanımlar hayatta. Herkesin kırmızı çizgiye en yaklaşabildiği noktadır aşk. Kimi için fedakarlıktır , kimi için ağlamaktır , kimi için tüm zamanları sermektir önüne. Herkes tam da neyden vazgeçiyorsa orada yaşar aşkı. Böyle ifade edilebilir belki.

Ben neden mi vazgeçtim ? Ben kahkahalardan vazgeçtim. Arada bir gülebilme ihtimalimden vazgeçtim. – mişim – Toplumu karşıma almayı seçtim. Her yerimden çeken ipleri sıkı tutmayı seçtim. Hiç kolay değildi. Yaşananın ağırlığını anlayamadığım sadece bir gece geçirmiştim.

Aynı saatte orada gördüm onu. Her gün gördüğüm yüz ne kadar farklı geliyordu şimdi. Ne kadar mutlu ediyordu. Bazı şeylerin farkına – aslında gerçeklerin – varmam bir kaç saatimi aldı. Ne yapıyordum ben ? Böyle bir ilişki olabilir miydi ? Nasıl yani o orada aile olmaya devam edecekti. Ben ? Beni düşünmek dahi istemiyorum. Böyle bir ilişki olamazdı. Anlamıştım olmayacağını.

Kötü giden bir evlilikleri olduklarını biliyordum ama devam eden bir evlilik vardı sonuç olarak . Ne olduğunun farkına vardığım gibi konuşmaya gittim onunla. Neler söyledim bilmiyorum . Ama böyle bir şeyi hak etmediğimi biliyordum. Bunları yazarken , bunu yaşayabilmiş olmak bana ağır geliyor. Bunların hiç birinin etiklik ile alakası yok. Ama kabullenilmeye çalışılan şey korkunç . Bir insan nasıl sevdiği insanın başkası ile uyumasını kabul edebilir ki ? Ne bilirdim sarılmadığını. Ne bilirdim ki o yatakta aile olunmadığını. Terk etmem gerekiyordu. Daha doğrusu başlamadan bitirmem gerekiyordu. Bu şekilde ne olduğunu şuan zihnimin en derinine hapsettiğim bir ya da iki gün geçti. Hatırladığım son bir kaç sahne vardı. Birincisinde gece araba ile mahallemde o Köfteyi arabada ağlayarak bıraktığım yerden çok hızla geçiyorduk. Yol tek arabanın geçebileceği bir mahalle arasıydı. Çok hızlıydı. Biri çıkabilirdi , kaza yapabilirdik. Ölebilirdik. Ölmemizi istiyordu beraber biliyorum. Kavuşamayacağımızı biliyordu. Biz kavuşamayacaktık. Ölebilirdik. Ne demişler seversen aşk , kavuşamazsan kara sevda olur. Birbirimizin hayatında kara sevda olmak istiyorduk eğer bunu seçmezsek bir kara leke olacaktık. Biliyordum hep birbirimiz için böyle kalalım istiyordu ve bu şartlar altında mümkün değildi. Ağlamak üzereydim korkuyordum. Ölmek istiyor ama istemiyordum. Arabayı kayarak durduğunu hatırlıyorum. Korkuyordum artık sanırım bağırmış bile olabilirdim. Arabadan inmek istedim evin önünde. Beni bırakıp gitmesi gerekiyordu . BENİ BIRAKIP GİTMESİ GEREKİYORDU. Buna nasıl katlanabilir ki bir insan.

Arabadan indiğimde yine gidişini izliyordum. Bunun çok fazla olacağını söylemiştim. Kavuşmak imkansızdı. Gecenin bir körü apartmanın önünde oturmuş ağlıyordum. Kara sevda is loading…


Bak köfte ! hayat aslında bir şekilde dengesini buluyor. Bir kaç ay önce sen ağlıyordun burada. Şimdi benim düştüğüm hale bak. İşin daha kötü yanı sen bunları yaşadığımı bilsen üzülürdün. Ve buna üzülme ihtimalin daha da acı. Sana haksızlıklar ettiğimi biliyordum. Şimdi hayattan dersimi alacaktım. Ama bunu sen istememiştin. Senin gibi iyi kalpli insanlara yapılanlar için hayat istemişti. Eğer tüm bunları bu yüzden yaşayacaksam beni affetsen iyi olur. Beni affetseniz iyi olur çünkü çok fazla kalp kırdım ben. 


İlk aşkımda kalbim kırıldı diye kimseye yapmadığımı bırakmadım. Kendi kendimin Don Kişot ‘u olmaya  karar verdim ve dengeyi bozdum. Sandım ki çok fazla haksızlığa uğradım hayat artık bana borçlu. Yoo değildi. Adaleti , dengeyi yine ben bozmuştum. Zaten ilk aşklar kalp kırıklıklarından ibaret değil mi ? Bir kitapta saklamadınız mı ilk kalp kırıklığınızı , bir hatıra defterinde , bir kutuda ?

Gitmesine izin vermem gerekiyordu. Herkes gibi , her şey gibi gitmesi ve zamana karışması gerekiyordu. Çünkü aşkın karşılıklı yaşanması gerekmiyordu her zaman. Bu defa hiç yaşanmaması gerekiyordu.

Yaşanırsa açılmamış yaralar açılacaktı herkeste. Üzülecektik. Üzeceklerdi bizi. Bir Hoşça kal a sığdırıp defolup gitmemiz gerekiyordu.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s