Azim , irade , kararlılık , yenik düşme !

Eveet ben geldim ! Bahtım açık olsun dilerdim ama sanki adıma dua edilirken Türkçe karakter hatasından edilen dua istenen yere ulaşmamış gibi bir hayatım var. Gökyüzüne edilen dualar ilk rüzgar ile başka yere savrulmuş olabilir mi ? Sadece soruyorum çünkü tercihim mavi tiki görmeden adıma edilen duaların bırakılmaması . Aksi taktirde başıma daha neler gelebileceğini ben hesap edemiyorum. Tek iyi yanı kaybedecek her hangi bir şeyin yoksa gözünün guguklu saat kadar ansızın döndüğüdür. Başlayalım bakalım .

Başlayalım da siz zaten hikayenin bir kısmına hakimsiniz. Ve benim burdan I come back Bitches diye bağırdığım da neler yapacağımı tahmin edersiniz. Şaka yapıyorum ! Maalesef şaka yapıyorum çünkü İzmir de herhangi bir sosyal hayat kalmadı. Üstümde yılların yorgunluğu ile eve gidip balkonuma oturup yalnızlığıma bir yandan lanet okurken bir yandan yarım ağız gülümseyeceğim. Bir Sezen Aksu şarkısı ile “iki gözüm seneler geçiyor ” diye sevdiğim adam için yola bakarken muhtemelen öbür şarkıda ” Sakın gelme sözlerim kayıp ayıp ediyorum kendime ” söyleyerek verilen kararın doğruluğuna inanarak keyifleneceğim. Çünkü ben bunu hak ettim.

Keşke çekilen acılardan şans pointi kazanabilseydik. Yani en azından garantisi olsaydı. Hani her zaman söylerler ya ” kötü günler iyi günlerin kıymetini anlamak içindir “işte efendime söyliyeyim “çiçeklerimi döktüm ama yeniden açmak için” işte “sana söz yine baharlar gelecek” vs. Kötü gün sürüyor 32 AY , iyi gün sürüyor ÜÇ BUÇUK SALİSE. Çiçek dökmek bir rüzgara bakıyor , ama çiçek açmak , meyve vermeeek ömür istiyor ömür. O nedenle herhangi bir point biriktiğini düşünmediğimden ya da biriken pointlerin kredi kartı puanı gibi tek alışverişlik canı olduğundan bu konuyu rafa kaldırıp kendi şansımı kendim yaratmaya karar veriyorum.

İlk gün düşündüğüm kadar sancılı geçmedi aslında. Eve girdim. Dolaplara baktım gitmişti. Ondan hiç bir şey kalmamıştı . Terliklerini ile almıştı ! Bu anı yaşamaya öyle alıştık ki artık acıtmıyordu. Defalarca toplandı eşyalar defalarca aynı özenle yerleştirildi. Bende alışmıştım. Son gidişinden bu yana kaç eşyasıyla geri döndü onu dahi bilmiyordum. Yani bilinmezlik ve hiç arasındaki farkı bilmediğimden acı orantılı olarak azalıyor. Bunun yatakta beraber uyuduğun adamın güzelliği ve giden adamın çirkinliği arasındaki bağlantının da payı var tabi. Sahiden böyle korkunç ayrılıklar yaşamak zorunda mıyız acaba ? Birbirimizin gözünde zerre değerimiz kalmayana dek kanırtmasak olmaz mı ? Ben aslında böyle değildim. Önceki sevgilimden de benzer bir nedenden ayrılmıştım. O da “Of” dediğim zamanlarda “bana nasıl of dersin ? Bu ilişkide hiç saygı kalmadı ” diyerek bir köşede kendine yapılan hakareti(?) hazmetmeye çalışıyordu. Bende durumun saçmalığı ile bir köşede aksiyete krizi geçiriyordum. Bu aşamadan ütü masası fırlattığım adamla sevişme aşamasına nasıl geçtim inanın hiç bir fikrim yok.

Sevgili Evren , Our Universe , gerçekten artık bir dengeye ihtiyacım var. Şöyle sağlam bir dengeye . Ütü masası kaldırırken ki halim ile suda çözünen tablet arasında bir yere sal beni , ben yolumu bulayım.

Dolaplara baktıktan ve ilişkinin bittiğini kendime ispatladıktan sonra koşturarak mutfağa gitim . Bingo ! İstediğim şeyi deneyerek yemek yapabilirdim artık. Tamam yemek yapmaya henüz hakim olmayabilirim ama önemsediğim istediğim şey var olan lezzetten çok yeni bir lezzet yaratmak. Ve o buradayken beğenmeme ihtimalini göz önüne alamadığımdan istediğim sonucu çıkartamıyordum. Şimdi hadi bakalım ! Nerede benim ballı tarhanam , avakadolu , hurma ile tatlandırılmış taze fasülyem.

Yaptığım en fazla Knorr ‘ un tencere yemekleri baharatını tarhana çorbasına eklemekti ama özgürdüm ! Ballı tarhana yapmamış olmamam yapamayacağım anlamına gelmiyordu. Sonuç olarak bu işin Arda Türkmen’i de bendim Vedat Milor’u da.Düşüncesi bile rahatlatıyordu. Tabi tek başına olunca yemek yapmanın verdiği üşengeçlikle mutfağın yolunu unutmam 36 saatimi aldı. Ama sanıyor musun Arda tüm yemeklerini her gün kendi yapıyor. Neyse konumuz bu değil !

O Bey buralardayken sabah 7.30 da gittiğim işimden 19.30 da çıkarılıyordum patronlarım tarafından. Eve gel , duş al , yemek ye , koltuğa otur yuh saat 9 ! Netflix karşısında uyumama dakikalar kalıyordu. Oturuyorduk yaklaşık 30 dakika boyunca da film seçiyorduk. Kaldı mı sana daha az dakikalar ! Bir filmi açtıktan sonra uyuya kalma sürem ortalama 15 dakika. Yani sevgilimle geçirdiğim sosyal hayatım toplamda 15 , iyi günümdeysem 17 dakika falan !

Artık bir sevgilim olmadığı için tabi ki işten de 17.30 da çıkabiliriz rahatlığı geldi.Çünkü Murffy ! Mesaisiz işten çıkmak beni öyle heyecanlandırdı ki koşturarak eve geldim eve üstümü bile değiştirmeden balkonumda ki tüm çiçekleri salona taşıyıp balkonu çamaşır suyu ile yıkamaya başladım ?? Bu kısım ile ilgili daha fazla açıklama yapamayacağım. Çünkü bu süreçte uzaylılar tarafından zihnimin ele geçirildiğini düşünüyorum. Aksi taktirde anlam veremiyorum böyle bir patlamaya. Balkonumu yıkadım , çiçeklerimi yerleştirdim , yemeğimi yaptım , yedim , duşa girdim saat 19.00 wtf ? İstiyordum ki bir şeyler ile uğraşayım saat olsun 10 / 11 . Sonra 3 milyon kez izlediğim diziyi izlerken uyuyup kalayım ve günü sıfır yalnızlıkla bitireyim.

Saat 19.00 .. Yapılacak hiç bir şey yoktu artık. Kaçacak hiç bir yerim kalmamıştı. Ne puzzle ım vardı yapılacak , ne yerleşecek tabak çanak. Maalesef kaçamadım. Oturdum balkona ve açtım Spotify’ı

İki gözüm seneler geçiyor……..

No dostum no! Direnmeliydim. Böyle hiç yol kat edemezdim ki bence zaten çamurda debeleniyorum yol kim bilir nerede . Bende açtım tüüüm zamanların en komik dizisi How I Met Yor Mother ‘ı . İzlerdim bebekler gibi kafam dağılırdı. Zaten ilişkimizin kötü gitmeye başladığı zamanlarda evin bir köşesine pusup başlamıştım yeniden izlemeye. Ve kaldığım bölüm son sezonun son bölümleri . Acı keder dolu bölümler ! Gülüp kafam dağılsın derken yaklaşık 12 dakika içerisinde elimde bira , diziye ağlıyordum. Tanrım !

İki gözüm seneler geçiyoooorr…

Hayır ! Hayır ! Hayır ! Bu ayrılığı yönetecek dayanıklılığa sahip olmam gerekiyor. Allahım nereden çıktı bu Corona ! Şimdi her şey daha zordu. Kaçacak herhangi bir yerim yoktu. Ve bundan sonra Bay V ‘nin iyi olma aşaması gelecekti ve bunlara karşı koymam gerekiyordu. Tabi ya!

Evden kavga küfürle ayrıldıktan , unutulmayacak yaralar açtıktan yaklaşık 36 saat sonrasında melek olma aşamasına geçiyorduk. İstemsiz çıkan kanatlar ! Yaptığı şeylerden pişman oluyor ama bunları asla dile getirmeden , bunlar üstüne konuşmadan yeni bir birey olma aşaması. İşte “Ben seni öyle sevdim , böyle canımı veririm”. Sokağa çıkma yasağı olan toplam 48 saatte , aynı evde toplam 4.8 salise yüzüme bakmayan o değilmiş gibi başlıyordu aşk nağmeleri söylemeye. Haklı olarak diyordum ki sen bana bunu bunu yaptın / söyledin şimdi ne alaka sen ? Cevap çok tatlı . ” sen geçmişi unutamaz mısın hiç ? ” Ha hasta olan benim. Bir buçuk senedir yaptığın bu değilmiş ama ben ilk hatasında kapının önüne koymuşum ! Çok zor. Bunu yönetmek çok zor.

Size hemen kavga ve barışma sürecinde ; yani A şehrinden B şehrine hiç yol kat edemediğimiz dengesizlikler !

Ayrılık Süreçleri :

Hiç aramadan , aradığında da zaten sevmiyordum iyi ki bitti imalı mesajlar !

Bir anda tüm gece çevrim içi olunacak arkadaş bulma !

Gülen , eğlenen storyler , olmadığı kadar sosyalleşme. Vakit ayrılmayan tüm arkadaşlara saldırma

İmalı whatsap fotoğrafı değiştirme ???? ( Karşılık veriyorsan hakaret )

Belli bir sebepten laf sokma

Konuyu ” Biz niye ayrıldık ki ben hiç anlamadım ben seni nasıl güzel seviyordum” a getirme

Aldığı tepkiye göre hakaret ya da evlenme teklifi ?

2. gecenin sonunda gece 11’de eve gelmek. Bizim koca sevgimiz bunu hakediyor mu ? yu sorgulamak ( Ha ben hakediyorum zaten )

Aldığı tepkiye göre hakaret ya da evlenme teklifi..

3.gün imalı şekilde ” senin niyetin zaten buymuş tamam ayrılalım , Hoşçakal “

İmalı whatsap fotoğrafı değiştirmek

“Yanlış yapıyoruz “

“Ben senin için çabaladım. Bak hala başkası ile yatmadım” ı söylemenin en az ütü masası yiyeceği versiyonu ( Bu arada çok sağolsun :d)

23.00 gibi kapıya gelmek.

Ve yine asla yaptığı şeyi kabul etmediği hakaret ve sevgi nidaları arasında geçen maxiumum 3 gün. Üçüncü gün sonunda sevgisinin , özleminin , kaybetme korkusunun zirveye ulaşması ile tüm hatalarını kabul etme ve barışılan 3.günde aynı şeyleri yapma süreci.

Ne halin varsa gör / Ben senin yanındayım / bunlar bitmiş duyguların yansıması / Seni hep seveceğim / hoşçakal / Kapıyı açar mısın / sen bencilsin , sen egoistsin / biliyorum sen bir meleksin…….

Şimdi ne mi olacak ? İşimden yine 17.30(onyediotuz) da salındığım bir Cuma günü balkonumda oturmuş bunları yazıyorum.

Mesaj : Kapıyı açar mısın ? Açıyorum ve kapı koluna asılmış meyveler ..

Bu sefer gerçekten ne olacağını ben de hiç bilmiyorum. Ha bu kadar şey olurken ben ne mi yapıyorum ?

İki gözüm seneler geçiyoooooor……( Geçen süre 36 saat ! )


Azim , irade , kararlılık , yenik düşme !” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s