Bil ! çok yük bindi bu sırtıma Çok hayal kaptırdım akıntına….

Hayat ne kadar risk almaya değen bir macera sizce ? Ne oranda riskle karşılanmalı sizce her şey ? Hangi hayaller ne uğruna feda edilebilirdi bu hayatta ?

Tek başıma sahile çıktığımda hep hüzün sarıyor beni. Bir deniz kıyısında tek başına yürümenin , koşmanın , oturmanın , bisiklet sürmenin , denizi koklamanın bile yükü bana çok ağır geliyor. Beni hep çeken ama asla mutlu olamadığım bir yer . Gülen insanlar , mutlu aile tabloları görmek. Kıskanmak değil bu. Hepsinin arka planını düşünürüm. Nereden geldiler , nerelerde çalışıyorlar , neden birbirlerini sevdiler , birbirlerini bir arada tutan sebep neydi ? Ben de mutlu olmuştum. Ben neden bir arada kalamadım. Hepsinden daha mı korkağım , hepsinden daha mı az sevdim , ne için vazgeçtim hayallerimden hatırlamıyorum bile şimdi.

Ama en mutlu olduğum anlarda bile sahilde olmak mutsuz etmiştir beni . Mutsuz etmek demeyelim hüzünlendirmiştir. Hala neden bilmiyorum. Ben galiba kendime hiç yetemediğim için böyle oluyor. Hep bir hüzün senaryosu içimde . Geçmekte bilmiyor . Dünyanın yükü sırtımda sahil gezisinde gibi hissediyorum her seferinde .

Hayal kuramamak.. Aşamayacağım duvarları tırmanmaya çalışmak bu. Sadece tırnak izlerim var duvarlarda sanki.

Şimdi o duvarın önüne çökmüş oturuyorum. Etrafından dolamamadım. Üstünden atlayamadım. Denerken çok yoruldum sadece . Ne yapacağımı düşünüyorum. Elim kolum kan içinde sanki . Bir şeyler olmuş bitmiş ama ben bomboş ellerimle oturuyorum ve ne olduğunu anlamaya çalışıyor gibiyim. Debeleniyorum.

Hem herkesten güzel bir aşk yaşayıp hem nasıl bu kadar kötü olabiliyordu her şey . İnsan neden ağladığını unutamıyor . Güldüğünü , güldürüldüğünü hepsini ama hepsini unutuyor . Ama ağlatıldığını atamıyor kafasından. Hep korkmuşumdur “ seni her gün şartımda taşıdım bir gün indirdim kötü insan oldum” sözündeki sırtta taşınan insan olmaktan . Peki neden affedemiyoruz ? Affetmeme hastalığının ilacı var mı ? Ben asla bulamıyorum. Böyle olmasını ben seçmedim . Kazanmama ihtimali ile savaşmayı ben seçmedim . Kazandığında bile kaybetmeyi yine ben istemedim. Sürüklendim. Karşı koyamadık. Böyle olmaması gerekiyordu. Bunu bile bile insan bunun yükü ile nasıl Yaşar ki ?

Uçurumun kenarındayım. Portakal çiçeği bahçem bu sefer uçurumda bitiyor . Galiba artık hep ayni şeyi söyleceğim “ olmasaydı sonumuz böyle” .

Hayatta daha büyük hiç bir keşkem yok . Elimde hiç bu kadar sinirli değnek olmasına ihtiyaç duymadım. Her şeyi değiştirebilecek gücüm var sanıyordum . her şeyi değilmiş..ihtiyacım olan tek bir şeydi . O da olmadı…Aşk her şeye rağmen değil ama tek bir şey uğruna hatırlanmaya değerdi . O an hangisiydi acaba ..

İlk öpüş , ilk candan sarılış , ilk uyku , ilk birleşme , ilk yemek , ilk pazar kahvaltısı ? Hangisiydi bizi bir arada tutan bunca savaşın arasında . Hangi yaşadığımız saniye ile biz kopamaz hale gelmiştik . Sen söyle .


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s